1250 TL’lik milyoner boksör VİDEO

Bir yandan aşçılık bir yandan yumruk sallayan 30 yaşındaki Sinan Çağla, katıldığı boks turnuvasında şampiyon oldu.

KURUŞ’U MİLYON ZANNEDİLER

Sinan Çağla şampiyon olmasıyla birlikte organizasyon tarafından 1250 TL para ödülü kazandı. Fakat ödül kısmındaki sıfırlardan dolayı boksör Çağla’nın arkadaşları 1250 TL olan para ödülünü milyon sandı.

1250 TL kazandı, herkes milyoner sanıyor  VİDEO

Kazandığı ödülü sosyal medyada paylaşan boksörün arkadaşları telefonla arayıp, borç para istedi.

KEŞKE MİLYONER OLSAM

Kazandığı paranın miktarını arkadaşlarına inandıramayan Sinan Çağla, “Keşke milyoner olsam ama 1250 liralık milyonerim ben” dedi.

Kaynak :ensonhaber.com

Serkan Seki Deniz Seki’nin icra borçlarını ödedi

2014 Kasım ayından beri Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’nde yatan Deniz Seki, bes Haziran Pazartesi günü, özgürlüğüne kavuşuyor. Kesinleşen cezasının toplaminda 3,5 yılını hapiste geçiren şarkıcının bu sevincine icra borcu gölge düşürmüştü. Ancak meşhur şarkıcı çıkmasına bes gün kala aldığı haberle sevindi.

4 AYRI HACİZ BULUNUYORDU

Geçen hafta Deniz Seki’nin hapishane çıkışı peş peşe icra borçlarıyla karşı karşıya kalacağı gündeme gelmişti. 30 Mayıs 2014’te evinden çıkan ve 30 aydır yakalanmis olan sanatçının mahkeme kayıtlarına göre 2007 model kapalı kasa tek aracının üstünde bile dört ayrı haciz bulunuyordu.

KARDEŞİ BORÇLARI KAPATTI

Bu icralardan 1.’si Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Beşiktaş Vergi Dairesi yerine koyduğu haciz, ikincisi Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Dairesi’nin haczi, 3.’sü 35. İcra Dairesi’nin haczi ve 4.’sü ise eski oturduğu lüks sitedeki evin 7 bin 500 TL’lik aidat borcunu ödemediği amaciyla 22. İcra Dairesi’nin koyduğu hacizdi. Deniz Seki’nin kardeşi derhal olaya el koydu. Sanatçının kendisi benzeri şarkıcı var olan kardeşi Serkan Seki’nin dün itibariyle icra borçlarını kapattığı öğrenildi.

Bir ayda 9 motosiklet çaldı

Şüphelinin, Bursa’nın İnegöl ilçesindeki Yenimahalle Bahtiyar Sokak’taki evinde yapılan aramada, 6’sı parçalanmış 9 motosiklet ile tekrar çalındığı bildirilen harç karma makinesi ele geçirildi.

Gözaltına alınan G.K. polisteki ifadesinin hemen peşinden mahkemeye hemen sevk edildi.

Bir ayda 9 motosiklet çaldı

Bir ayda 9 motosiklet çaldı

Bir ayda 9 motosiklet çaldı

Bir ayda 9 motosiklet çaldı

Şanlıurfa’da Suriyeli gerginliği polisi alarma geçirdi

Şanlıurfa’da parkta oyun oynayan Türk ve Suriyeli çocuklar arasında bilinmeyen nedenle kavga çıktı.

AİLELER DE KAVGAYA KARIŞTI

Çocukların ailelerinin de katılmasıyla büyüyen dövüşte 2 şahıs taş ve sopalarla hafif yaralandı.

POLİS HEMEN GİTTİ

İhbar üstüne olay adina gelen polis, tarafları ayırıp gerginliğin gelismesini önledi. Yaralılar, sıhhat görevlileri tarafından ayakta rehabilitasyon edilirken, zabita çevrede güvenlik tedbiri aldı.

Fabri’den kariyer rekoru

Kara Kartal’ın tecrübeli ağ bekçisi Fabri, 31’i Spor Toto Süper Lig’de olmak üzere bu sezon Beşiktaş’ta 43 maçta görev yaptı.

İspanyol kaleci, Siyah- Beyazlılar’daki maç sayısıyla kariyer rekoru kırdı. Geçen sezon dizinden yaşadığı sakatlık nedeniyle Deportivo’da görev yapamayan 29 yaşında olan ismin, kariyerinde Beşiktaş’tan önce en çok görev yaptığı sezon, 2014-15 olmuştu.

Fabri, o sezon Deportivo’da 32 maça çıkmıştı. Tecrübeli kaleci, Beşiktaş’taki lig şampiyonluğuyla kariyerindeki önce kupasını da kazanmıştı.

Suriye sınırında özel güvenlik bölgesi

Gaziantep Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Suriye hududunda güvenlik vaziyetini desteklemek ve ayrıca vatandaşlarımızın can ve esya güvenliğini mümkün tehdit ve tehlikelerden bertaraf etmek üzere, 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 32/A maddesi gereğince, Beşkılıç-Türkyurdu arasında olan hududun art bölgesinde, 29 Mayıs 2017 Pazartesi bugünü saat 17.00’de başlayıp, 12 Haziran 2017 Pazartesi bugünü saat 17.00’de bitecek şekilde (15) zaman süre ile Valiliğimizce Özel Güvenlik Bölgesi duyuru edilmesine hüküm verilmiştir. Buna göre 29 Mayıs 2017 – 12 Haziran 2017 tarihleri arasında Özel Güvenlik Bölgesi duyuru edilen yerlerde her sekilde araç ve insan giriş-çıkışının kontrolü, gerektiğinde yasaklanması ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğünce yapılacaktır’’ ifadelerine yer verildi.

İşte Hulusi Akar’ın darbe komisyonuna verdiği yanıtlar

Orgeneral Hulusi Akar‘ın kendisine yöneltilen 10 suale verdiği cevaplar şöyle:

SORU bir : 15 Temmuz 2016 günü MIT’ten gelen istihbaratta MİT’e yönelik tek operasyondan söz edildiği, bunun mahiyeti üzerine MİT Müsteşarı ile görüşme yaptığınız ifade edilmektedir. Kamuoyuna intikal eden bu bilgilerden hareketle nasıl tek kanaate ulaştınız ve hangi önlemleri aldınız?

CEVAP 1: Tarafıma tevcih edilen sualler için gerekli yanıtlar savcılık ifademde var olmakla birlikte, komisyonunuzca yöneltilen sualleri bir sefer daha aşağıda cevaplarken, o talihsiz gecede şehit var olan sivil, polis, asker tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, gazilerimize aciliyetli şifalar diliyorum.

15 Temmuz tarihinde öğleden ardindan makam odasında çalışırken, Genelkurmay II nci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler yanıma gelerek;

– “Sayın MİT Müsteşarının telefon ile kendisini aradığını,

– Bir binbaşının müsteşarlığa gittiğini ve tek takım veriler verdiğini,

– Önemine binaen konunun teferruatını anlatması için Müsteşar Yardımcısını Genelkurmay Karargâhına göndermek istediklerini, – Daha sonra, MİT Müsteşar Yardımcısının Gnkur. II nci Başkanmm makamına geldiğini, – MİT Müsteşar Yardımcısının kendilerine bilgi sunmak için müracaat eden Kara Pilot Binbaşının ‘O gece tek faaliyet olacağını ve MİT Müsteşarının alınacağını’ bildirdiğini söylediğini ve müteakiben MİT Müsteşar Yardımcısının Genelkurmay Karargâhından ayrıldığını” söyledi.

Konunun ehemmiyetine binaen, hemen telefonla MİT Müsteşarını arayarak Genelkurmay Karargâhına çağrı ettim. Ben, YAŞ çalışması için Genelkurmay Karargâhında yer alan Kara Kuvvetleri Komutanı ve Gnkur II nci Bşk. ile görüşürken Sayın MİT Müsteşarı Genelkurmay Karargâhına geldiler. MİT Müsteşarı; olayı yine anlattı ve tek Kara Pilot Binbaşının MİT Müsteşarlığına gelerek “Beni dün izinden çağırdılar. Bugün erken birliğime katıldım. Önce Tabur Komutanımla görüştüm. Sonra Tabur Komutanımla beraber bir Albayın yanma gittik. Albay “Bu gece tek uçuşumuz olacak ve nihayetinde da Hakan Fidan’ı alacağız.” dediğini ve ilaveten ihbarcının MİT tarafından tanınmadığını, dolayısıyla bilginin teyit edilemediğini bu yüzden Gnkur. II nci Bşk.m haberdar ettiklerini söyledi. Konuşmalar sonrasında ihbar edilen olayın dahada büyük tek planın parçası olabileceği mütalaa edildi. Öncelikle saat 18.30’da Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezine (SKKHM) Ankara gökyüzü sahası ile beraber tedbiren tüm Türkiye
gökyüzü sahasında yer alan askeri helikopter ve uçakları da kapsayacak şekilde “havada -1- yer alan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yepyeni kalkışlara da destur verilmemesi” direktifini verdim. Daha ardindan emrimin 19.06’da Hava Kuvvetleri Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına ve başta helikopterlerin bulunduğu Kara Havacılık Komutanlığı olmak üzere başka ilgili adreslere ulaştığını öğrendim.

(Kara Kuvvetleri Harekat Merkezi, Kara Havacılık Komutanlığı Harekat Merkezi, Deniz Kuvvetleri Harekat Merkezi, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi, Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Merkezi, Özel Kuvvetler Komutanlığı Harekat Merkezi, Başbakanlık Koordinasyon Merkezi, Devlet Bilgi Koordinasyon Merkezi).

Bu esnada MİT Müsteşarı, Sayın Cumhurbaşkanını bilgilendirmek istediğini söyledi. Müteakiben Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü ile tek telefon görüşmesi yaptı.

MİT’ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi itibariyle ve bilgide anlatilan uçuş faaliyetinin somutlaşması ihtimaline binaen, bu hususun açıklığa kavuşturulması için Genelkurmay Karargâhında yer alan Kara Kuvvetleri Komutanına derhal; Kurmay Başkanı İhsan UYAR Paşa ile gerekiyorsa vaka yerinde gözaltına alınma veya gözaltı yapılması için Adli Müşavir ve Merkez Komutanlığından çalisan de alarak Kara Havacılık Komutanlığına gitmesini, Şüphe uyandırmadan başka tek gerekçe göstererek hangarlarda uçakların ve helikopterlerin vaziyetine bakmasını, Gelen istihbaratın doğruluğunu tetkik etmesini ve gerekli gördüğü her tedbiri almasını emrettim.

Kara Kuvvetleri Komutanı hemen hareket etti. Bu sırada Genelkurmay II. Başkanı da Hava Kuvvetleri Harekât Merkezini arayarak uçuşların durdurulmasına değin vermiş olduğum emrin adina getirildiğini teyit ettiğini bildirdi.

Ayrıca, alman bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin GÜRAK’ı telefonla aradım. Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığına gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesini emrettim.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, bu ihbar en başından bu yana çok ağırbaşlı bir şekilde ele alınmış ve gerekli tedbirlerin tereddütsüz alınması ve icra edilmesi sağlanmıştır. Kanaatimce, alınan bu tedbirlerden dolayıdır ki, hainler paniğe kapılarak, bundan sonra sanık ifadelerinden öğrendiğimize göre geç saatlerde yapmayı (saat 03.00) planladıkları işi öne almak suretiyle erkenden ifşa olmuşlar ve böylelikle darbe girişiminin akamete uğramasındaki önemli tek faktör gerçekleşmiştir.

SORU iki : MİT’ten size ulaşan istihbarat tek darbe girişimi şüphesi yönünde mi yoksa MİT’e yapılacak tek operasyon muydu?

CEVAP 2: Bu suale ilişkin açıklama Cevap-l’de verildiği üzere MİT’ten gelen istihbaratta vuruş söz konusu olmayıp MİT Müsteşarına karşı yapılacağı öne sürülen bir harekât ile ilgiliydi. Ancak nihayet zamanlarda erkek kaçırma, suikast benzeri bazı kişilere harekât yapılacağı ile ilgili duyumlar alınmaktaydı. Bu duyumlarla ihbar konusu vaka birlikte değerlendirildiğinde dahada büyük tek planlama olabileceği şüphesiyle yukarıda anlatilan tedbirler alınmıştır.

SORU üç : İstihbaratı tek darbe girişimi/kalkışma olarak değerlendirdiniz mi? Bu değerlendirmeyi yaptıysanız gerekli önlemlerin alınması için Kuvvet Komutanlarına bildirdiniz mi? Bu istihbarat konusunda Sayın Başbakan ve Sayın Cumhurbaşkanı ile veyahut özel kalemleri ile tek görüşmeniz oldu mu? Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için bu konuyla alakali size ulaşan veriler ve aldığınız tedbirlerle alakalı bilgi verebilir misiniz?

CEVAP 3: Bu suale ilişkin açıklama Cevap-1 ve 2’de yapılmıştır.

SORU dört : Genelkurmay Başkanlığının MİT’ten gelen istihbarat üzerine alman tedbirler kapsamında yaptığı “Türk gökyüzü sahasını askerî uçak ve helikopterlere kapatmayı ve havadakileri indirme emrinin Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi Amiri vasıtasıyla verildiği” şeklindeki açıklaması çerçevesinde, Türk gökyüzü sahasının kapatılması buyruğunu doğrudan Hava Kuvvetleri Komutanı’na ve Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı var olan Korgeneral Mehmet ŞAN VER’e direk ilettiniz mi? İletmedinizse niçin? Emrin, direk Mehmet ŞANVER’e iletilmesinin önemli tek zaman kazancı olacağı ifade edilmektedir. Bu denli önemli tek olayda direk sorumlu komutanların aranmaması TSK’nın hiyerarşik yapısı ve buyruk komuta sistemi açısından mümkün müdür?

CEVAP 4: TSK’da birlik ve karargâhlar arası haberleşme ve bilgi alışverişi için esas ve en hızlı mekanizma harekât merkezleridir. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının dışarda yer alan birlikleri/uçakları/gemileri için en hızlı, en güvenilir ve en tesirli iletişim mekanizmasıdır.

a. TSK tarafından yürütülen cari askeri faaliyetler, yürürlükteki mevzuat, düzenleme ve buyruklar doğrultusunda, 24 saat asalına göre;
Genelkurmay Başkanlığı seviyesinde, Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi (SKKIIM), Kuvvet Komutanlıkları (Kara, Deniz, Hava), Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı Harekât Merkezleri, Müstakil Alay/Tabuı* seviyesine civarindan tüm ast birliklerde heyeti Harekât Merkezleri tarafından hemen sevk ve yönetim edilmektedir.

b. SKKIIM, Genelkurmay Başkanı adına, 72 saatlik (Dün, bugün ve yarın) süreyi kapsayan vakit dilimindeki tüm cari askeri faaliyetleri, başka harekât merkezleri ile koordineli olarak yürütür. Harekât merkezleri, kendisinin komutanları yerine emir kumanda hiyerarşisi içerisinde ve 24 saat asalına göre kesintisiz işlem yürütecek şekilde iletişim ve bilgi sistemi asagi yapısı ile donatılmıştır. Bu sistem sayesinde, cari tüm askeri faaliyetler; faal bir şekilde, kesintisiz ve muvaffakiyet ile yürütülmekte, bu yapı TSK buyruk ve kumanda sisteminin esasını oluşturmaktadır.

Bunun en somut örneği olarak; 15 Temmuz 2016 günü, “Havadaki askeri uçak ve helikopterlerin meydanlara indirilmesi” buyruğu SKKHM’ne verilmiş ve bu buyruk en hızlı şekilde alakalı tüm komutanlıklara iletilerek, o zaman itibariyle havada yer alan uçak ve helikopterler (33 uçak ve helikopter) gecikmeksizin meydanlarına indirilmiştir. Saat 18.30’da SKKHM’ne verdiğim buyruk 19.06’da alakalı harekât merkezlerine ve kendisi İstanbul’da yer alan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin ÜNAL’a da erişmiş ve 19.26 bakımından işlemler tamamlanmıştır. Alınan raporlar ve ceride kayıtları bu hususu teyit etmektedir.

c. Ayrıca, alman bilgi helikopterler tarafından tek eylem yapılabileceği yönünde olmasına rağmen; Kara Kuvvetleri başta olmak üzere Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı uçak ve helikopterlerinin zaman itibariyle havada olabileceği ya da herhangi tek nedenle kalkış yapabileceği değerlendirilerek direktifin kapsamı tedbiren genişletilmiştir. Bu meyanda, alakalı tüm komutanlıklar ile en hızlı bağlantı ve koordinasyonu sağlayarak süreci en faal şekilde takip edebilecek bir merkez SKKIIM’dir. Bu olayda bu husus açıkça görülmüştür.

ç. Özetle ve en yalın şekliyle dile getirmek gerekirse; SKKHM, verilen tek emri en kısa sürede en güvenli ve tesirli şekilde Türkiye’nin en uç noktasındaki çok sayida birliğe/üsse/hava meydanına/hava araçlarına/gemilere civarindan ulaştıran en süratli ve tesirli bir araçtır. Dolayısıyla direktifin, Hava Kuvvetleri Komutanı’na ve Muharip Hava Kuvvetleri Komutanına vaktinde iletilmesi ile ilgili herhangi tek tereddüt bulunmamaktadır. Bugüne civarindan Muharip Hava Kuvvetleri Komutanına operasyonel tek emri ilettiğim vaki ve söz konusu değildir. Böyle tek usûl ve teamül de yoktur.

d. Söz konusu emrim aynı vakitte ve aynı yöntemle ilgili/yetkili başka merkezlere de vaktinde ulaştırılmıştır.

SORU bes : Görev süreniz içerisinde, FETÖ/PDY örgütünü güvenlik açısından tehdit olarak gören rastgele bir rapor veyahut bilgi size sunuldu mu? TSK içinde FETÖ/PDY örgüt mensupları olduğunu saptadınız mi? Bu konuda istihbari çalışma için MIT’ten talepte bulundunuz mu? Bunların dışında nasıl tek girişiminiz oldu? Bu örgütle mücadele kapsamında rastgele bir girişiminiz oldu mu?

CEVAP bes : Bilindiği üzere TSK sadece FETÖ ile değil her türlü aşırı akım ile mücadele içinde olmuştur.

Devletimizin tek süredir FETÖ/PDY ile yürüttüğü mücadele bizim de müessesesel olarak azami dikkat ve hassasiyetle içinde yer aldığımız tek mücadeledir.
Bu çerçevede YAŞ’ta değerlendirmeye girecek bütün general/amiraller, tüm kurmay ve sınıftan albaylar, duygulu kaynak ve iltisak araştırması kapsamında MİT’e ve EGM’ye sorulmak suretiyle devletin alakalı makamlarından ele geçirdiğimiz bilgiler doğrultusunda kapsamlı, ağırbaşlı ve titiz çalışmalar yapılmıştır.

Bunlara ek olarak, yapılan çalışmalar Kuvvet Komutanları ile paylaşılarak kendisinin personeli konusunda yazılı kanı ve değerlendirmeleri alınmış ve Kuvvet Komutanları ile bire tek görüşülerek, emekliye hemen sevk edilecekler, göreve ayni ritimde devam edecekler ve terfi ettirilecekler üzerinde ayrıntılı çalışmalar yapılarak en güzel sonucu alabilmek için her türlü çaba gösterilmiştir.

SORU 6 : MİT Müsteşarı tarafından olağanüstü tek ihbar iletilmesi neticesi bazı tedbirler aldığınız değerlendirilmektedir. Bu konuya açıklık getirir misiniz? Gelen ihbar neydi? Hangi tedbirleri aldınız?

CEVAP 6 : Bu suale ilişkin açıklama Cevap-1 ve 2’ de yapılmıştır.

SORU 7 : FETÖ’nün en önemli hedeflerinden birisinin TSK olduğu kamuoyunda sürekli gündemdeydi. FETÖ’nün TSK’ya sızmasının ayrım edilemeyişinin nedeni kanaatinizce nedir?

CEVAP 7: FETÖ/PDY’nin tarafımızdan ayrım edilmemesi söz konusu değildir, elbet ki ayrım edilmiş ve hatta en üst seviyede riziko olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda alman tedbirler 5’inci suale verilen yanıtta ayrıntılı olarak açıklama edilmiştir.

Ayrı olarak yakın geçmişe civarindan bu yapılanma (FETÖ) ve dini motifli hareketin tüm kamuoyunca malum olduğu tek gerçektir. Bu yapılanmanın devletin sivil, asker ve zabita tüm müesseselerine uzunca tek süredir yavaş ve sistematik tek şekilde kendisini gizlemek suretiyle sızarak, işi tek darbe ile seçilmiş hükümeti devirmeye, TSK’yı ve Türkiye’yi denetim altına alma noktasına getirmeye cüret etmesi, devletin başka kurumlan da dâhil birçok çok kimsenin beklemediği tek durumdu.

Ancak, yakın geçmişte yaşanan gelişmelerin (07 Şubat, MİT tırları ve 17-25 Aralık vb.) böyle tek hainliğin varlığının somut tek şekilde meydana çıkmasını sağlamasıyla birlikte, yukarıda 5’inci suale verilen yanıtta ifade edilen önlem ve çalışmalarımız tereddütsüz olarak alınmış ve uygulanmış ve TSK’nm kendisinin içerisindeki hainleri silme gayretleri en üst seviyeye çıkarılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı görevine başladığım günden bu yana etkili ve süratli kararlar alınmasına çalışılmıştır. Bu konuda Kuvvet Komutanlarına ve alakalı personele müteaddit buyruklar tarafımdan verilmiştir.

SORU 8 : Darbe girişiminde sizin tesirsiz hale getirilişiniz, Akıncı Üssirne götürülmeniz ve Çankaya Köşkü’ne getirilişinizi anlatır mısınız? Zorla götürülme esnasında boğazınızın kemerle sıkılması ve görüntülere yansıyan yaralanma iddialarına ne dersiniz? Bir kurtarma operasyonuyla mı kurtarıldınız, darbecilerin başarılı olamayacaklarını anladıktan ardindan sizi özgür bırakmalarıyla mı özgür kaldınız? Akıncı Üssü’nden nasıl çıktığınızı anlatır mısınız?

CEVAP 8 : Odamda çalışmakta iken zorlukla alıkonuldum. İçeriye girenlerden birisi ayağa kalktığım esnada beni iterek sandalyeye oturmamı sağladı ve o sırada arkadan tek başkası elinde el havlusu tarzında tek şeyle hemide ağzımı hemide burnumu kapatarak soluk almamı engelledi. Bu esnada kolunu boğazıma doladı ve sıktı, büyük ihtimal boğazımdaki yara bu esnada oluştu. Ellerimle burnumu açmaya çalışırken tek başkası ise plastik kelepçeyi bileklerime taktı. Kelepçe özellikle sol bileğimi aşırı sıktı ve yaraladı. Bu arada yine bağırmaya başladım ve kelepçeyi açmalarını istedim. Bunun üzerine tahminen Mehmet DİŞLİ’nin onayıyla ağzı kör tek komando bıçağı ile kelepçeyi kesmeye çalıştılar, ama kesemediler. Tekrar bağırmam üzerine hayli uğraştıktan ardindan kesmeyi başardılar. Bu mücadelenin hemen peşinden çok kısa tek süre ardindan kendimi konuk koltuklarının olduğu yerde otururken buldum.

Tüm bu yaşananlar sırasında hareket özgürlüğümü kaybetmekle beraber konuşma özgürlüğümü sonuna civarindan Komutan tavrı içinde sürdürdüm.
Darbe girişiminin başladığı saatten bu yana sabah Akıncı Üssü’nden ayrıldığım saate civarindan hiçbir pazarlık söz konusu olmadı, bunun adina gayet açık, sert, öfkeli yorumlarımı sürekli ifade ettim. Türkiye’yi Suriye’ye, Mısır’a çevirdiklerini, Balkan Savaşı’ndan beter ettiklerini, hendeklerdeki asker-polis kardeşliğini tahrip ettiklerini sabaha civarindan birçok sefer tekrar ettim.

İlk andan bu yana her şeyi göze alarak ya da hiçbir kazancı-kaybı düşünmeden darbecilere şiddetle karşı çıktım ve yaptıklarının çok büyük tek yanlış olduğunu, bu işten hemen vazgeçmeleri gerektiğini, yanlış yolda olduklarını yine tekrar söyledim.

Hem de Emir Subayımın Genelkurmay mevki odasında alnıma silah dayadığı anda bile inandıklarımı ve karşı görüşlerimi tavizsiz olarak söyledim, bu işe nihayet vermelerini ve teslim olmalarını defaatle direktif ettim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın konuşmalarının ve nihayet Sayın Cumhurbaşkanımızın Atatürk Havalimanında bir araya toplanan kalabalığa diri yayında yapmış oldukları hitabın, darbeci hainlerin bütün ümitlerini yok ettiğini değerlendiriyorum. Ümitleri yok var olan darbecilere erken 08.00 civarında sabaha civarindan söylediğim hususları tek kez dahada tekrarlayarak “Kendilerinin battığını, tek erkeklik yapıp daha çok insanın ziyan görmesini önlemek üzere bu rezaleti durdurmalarını …” ifade ettim. Sabaha civarindan birçok sefer beni Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Başbakan ile telefon ile görüştürmelerini, bu hareketi durdurmalarını, güneş doğmadan birlikleri kışlalarına döndürmelerini, böylece rezilliğin bitirilmesini söylemiştim. Ancak görüştürmemişler ve menfur girişimlerini durdurmamışlardı.

Bu sefer, başarılı olamayacaklarını anlayan darbeciler, mobil cihaz vasıtasıyla beni Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Sayın Başbakanımıza hiçbir pazarlık söz konusu olmadan, askeri savcı, cumhuriyet savcısı, zabita ve inzibata teslim olacaklarını ifade ve onay ettiklerini söyledim.

Üssün bombalanmaya başlamasıyla beraber yaptıkları hainliğin içinden çıkılmaz tek hâl aldığını gören darbeciler, beni özgür bırakmaya zorunlu kalmışlar ve sonrasında tek helikopterle Başbakanlığa götürmüşlerdir.

SORU 9 : Akıncı Üssü’nden Çankaya Köşkü’ne geldiğinizde yanınızda darbeci General Mehmet DİŞLİ’nin de bulunduğu görülmektedir. Mehmet DİŞLİ, ifadesinde “Ben başından bu yana Sayın Genelkurmay Başkam’nın yanındaydım. Bu işin tarafı değil mağduruyum. Beraber başından sonuna civarindan krizi yönettik. En son, kendisiyle Çankaya’ya Sayın Başbakanımızın direktifiyle gittik. Oradan da krizin kapanmasını beraber yönettik.” şeklindeki sözleriyle Sayın Başbakan tarafından çağrıldığını argüman etmektedir. Sizi taşıyan helikopter pilotu da darbecilikten tutuklandı. Bu hususlara açıklık getirir misiniz?

CEVAP 9 : Bir önceki yanıtta da ifade ettiğim üzere, darbeciler bu noktada artık tek şey başaramayacaklarını sanırım gördüler ve sizi görüştüreceğiz dediler. Bir mobil cihaz getirip Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Daha ardindan bir araçla helikopter pistine gittik. Bir çok helikopterin olduğu pistte yoğun tek hareketlilik vardı. İşaret ettikleri tek helikopteri çalıştırdılar. Fakat içlerinden birisi “üsten kalkan helikopterlere ateş edilebileceğini” söyleyince, “Genelkurmay Başkanın içerisinde olduğunun belirtilmesi gerekir” benzeri bir şey söylendi. Hem de helikoptere binerken, Mehmet Dişli’ye “Sen de kal” dediğim halde, bu hususu belirterek “ben telefon ile bağlantı kuracağım” dedi. Helikopter devinim ederken telefon ile bu vaziyeti bir yerlere iletti. Helikopter havadayken de tek yerler ile bağlantı halindeydi. Helikopterin Çankaya Köşkünde Başbakanlığa inmesinden ardindan Başbakanlık Müsteşarı tarafından karşılandım ve müteakiben Başbakanlık binasına girdik. Müsteşar Bey ile başbaşa iken, bana peşimden gelenin kim olduğunu sordu, cevaben; Mehmet Dişli olduğunu söyledim ve yaşadığım olayları kısaca özetleyerek onun da göz altına alınmasının uyumlu olacağını değerlendirdim. Zati bilahare gözaltı işlemi yapıldığını öğrendim.

SORU 10 : Komisyonumuzun çalışma alanıyla alakalı başkaca saptama ve önerileriniz var mıdır?

CEVAP 10 : FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, hiç kimsenin tahayyül edemeyeceği gözü dönmüşlük ve alçaklıkla; sivil insanları katletme, TBMM’yi bombalama, kendisinin silah arkadaşlarına ve birliklerine taarruzda bulunma, güvenlik birimlerini bombalama benzeri akıl almaz eylemlere girişip, özellikle Güneydoğu’da bölücü terör örgütüne yönelik; politika kurumu, valilikler, güvenlik teşkilatı, istihbarat ve silahlı kuvvetler ile mükemmel tek koordinasyon içerisinde başarılı sonuçlar elde etmekteyken, Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yönelik tertiplenen bu alçak vuruş teşebbüsüyle tarihimize siyah bir iz sürmüştür.
TSK’nın, şehit ve gazilerin kanı ve teri pahasına büyük kahramanlık ve fedakârlıkla kazandığı haklı itibarına tek günde siyah bir iz süren bu hainlerin yaptıklarının asla unutulmayacağına ve dogruluk ettikleri en ağır cezayı alacaklarına değin inancım tamdır.

Hulusi AKAR Orgeneral
Genelkurmay Başkanı

O geldi, boğaz çift yönlü kapatıldı

Gemi, Rusya ile imzalanan “Türk Akımı Projesi” kapsamında, Karadeniz altından geçecek doğalgaz boru hattı çalışmalarında görev yapacak.
Hollanda’dan Rusya’ya giden dev kablo döşeme gemisi “Pioneering Spirit“, Çanakkale Boğazı’ndan geçti.

Hollanda’nın Rotterdam Limanı’ndan Rusya’nın Anapa Limanı’na giden 445 metre uzunluğundaki, 403 bin 342 groston ağırlığındaki Malta bayraklı gemi, saat 07.15’te Ege yönünden Çanakkale Boğazı’na giriş yaptı.

Saat 09.20’de boğazın en dar yeri Çimenlik Kalesi ile Kilitbahir önlerine gelen “Pioneering Spirit”e, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait “Kurtarma-4”, “Kurtarma-9”, “Kurtarma-10” römorkörleri ile “Kıyı Emniyeti-2” ve “Kıyı Emniyeti-4” botları eşlik etti.

Bu sırada Çanakkale Boğazı, güvenlik önlemleri kapsamında çift yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı.
Türk boğazlarından geçen en büyük gemilerden biri olan Pioneering Spirit, Marmara Denizi’ne çıkış yaptıktan sonra boğaz trafiği normale dönecek.

Geminin Türkiye‘deki acente faaliyetlerini gerçekleştiren Polimar Shipping yetkilileri, Pioneering Spirit’in, Türkiye ve Rusya arasında imzalanan “Türk Akımı Projesi” kapsamında, Rusya’dan başlayan ve Karadeniz’in altından geçerek Türkiye’ye ulaşacak doğalgaz boru hattı çalışmalarında görev yapacağını kaydetti.

Kaynak :mynet.com

Reuters: AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği Erdoğan’ın atacağı adımlara bağlı

Erdoğan geçen hafta içerisinde Brüksel’de AB Başkanı Tusk (sağda) ve Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker (solda) ile bir araya geldi

Reuters haber ajansı, geçen hafta Avrupa Birliği (AB) yetkilileri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmelerin “olumlu bir hava” içerisinde geçtiğini ancak ikili ilişkilerin bundan sonraki seyrine ilişkin yeni bir anlaşmaya veya takvim üzerinde uzlaşmaya varılamadığını bildirdi.

Reuters’a konuşan üst düzey AB yetkilileri, bu yıl içinde Türkiye ile orta ve üst düzeyde toplantılar yapmayı umduklarını ancak ikili ilişkilerde ilerleme sağlanmasının Erdoğan’ın AB’de rahatsızlık yaratan bazı konularda atacağı adımlara bağlı olduğunu söyledi.

ERDOĞAN ‘AB’DEN 12 AYLIK BİR TAKVİM ALINDI’ DEMİŞTİ

Erdoğan bu temasların “olumlu” geçtiğini söylemiş ve AB’den 12 aylık bir takvim alındığını ifade etmişti.

REUTERS: AB YETKİLİLERİ ‘ÜZERİNDE UZLAŞILMAYA VARILMIŞ HERHANGİ BİR TAKVİM YOK’ DEDİ

Ancak Reuters’a konuşan üst düzey AB yetkilileri ise üzerinde uzlaşılmaya varılmış herhangi bir takvim olmadığını söyledi.

Yetkililer, Erdoğan ile Tusk ve Juncker arasındaki görüşmelerin “iyi” ve “yapıcı” geçtiğini ifade ederken, bir kaynak da, “Hiçbir şekilde düşmanca değildi ancak her iki taraf da herkesin malumu olan tutumlarını tekrarlamakla yetindi” dedi.

Ancak yetkililer, bundan sonrasında ilişkilerin gidişatını Erdoğan’ın atacağı adımlara bağlı olduğunu belirtti.

‘TÜRKİYE İLE ÇALIŞMAKTAN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK’

Reuters, AB’de rahatsızlık yaratan konuların başında Türkiye’nin terörle mücadele yasalarının kapsamının fazla geniş olması ve bu düzenlemelerin muhalifleri cezalandırılmak için kullanılmasının geldiğini ifade etti.

Habere göre, AB’de rahatsızlık yaratan diğer konular arasında ise Kürtlerin yanı sıra basın ve akademiye yönelik kötü muamele ve Erdoğan’ın 16 Nisan referandumunun ardından daha fazla güce sahip olmak için attığı adımlar yer alıyor.

Reuters’ın ileriye dönük olarak AB’nin Türkiye ile çalışmaya devam edip etmeyeceği yönündeki sorusuna ise bir başka AB kaynağı, “Başka seçeneğimiz yok” yanıtını verdi.

AB, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından basın özgürlüğü ve insan hakları alanında Türkiye’ye yönelik eleştirilerde bulunuyor. Türkiye ise başta vize uygulamasının kaldırılması olmak üzere AB’yi verdiği sözleri tutmamakla eleştiriyor.

Erdoğan, daha önceki açıklamalarında AB’ye verdiği sözleri tutması çağrısında bulunmuş ve verilen sözlerin yerine getirilmemesi halinde “görüşecek bir şeyin kalmayacağını” belirtmişti. Erdoğan ayrıca Türkiye’nin AB ile katılım müzakerelerine devam edip etmemesi konusunun da referanduma götürülebileceğini söylemişti.

AB liderlerinin 22-23 Haziran’da Brüksel’de yapacakları zirvede Türkiye ile ilişkileri ve mülteci anlaşmasını ele alması bekleniyor. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile katılım müzakerelerinin askıya alınması yönündeki çağrıları henüz Avrupa Komisyonu ve liderleri tarafından kabul görmüş değil.

Kaynak :mynet.com

İngiltere’de kaplan bakıcısını öldürdü

Cambridge kentindeki Hamerton Park Hayvanat Bahçesi’nde bugün öğlen saatlerinde meydana gelen olayda, kaplan bölmesinde görev yapan kadın bakıcının kaplanlardan birinin saldırısı sonucu öldüğü bildirildi.

Olayın ardından ziyaretçilerin tahliye edildiği hayvanat bahçesinin yarından itibaren bir süre kapalı kalacağı duyuruldu.

Hayvanat bahçesi yönetiminden yapılan açıklamada, olay “garip bir kaza” olarak nitelenirken, herhangi bir hayvanın ziyaretçilerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kaçmasının söz konusu olmadığı bildirildi.

İngiltere'de kaplan bakıcısını öldürdü

1990’da açılan hayvanat bahçesinde Malezya ve Bengal kaplanlarının bulunduğu belirtiliyor.

Hamerton Park, 2008’de de kafesinden kaçan çitayla gündeme gelmişti. Yaklaşık 10 hektarlık alana yayılan hayvanat bahçesinin dışına çıkan çitayı, 9 yaşındaki bir çocuk evinin arka bahçesinde bulmuştu.

Kaynak :ensonhaber.com